Cumhuriyet Hafta Sonu/18 Kasım 2006
Geçtiğimiz hafta yolum yine İstanbul Modern’e düştü. Nasıl düşmesin ki? Modern sanat tutkunuysanız, ülkenizde modern ve çağdaş sanata ayrılmış ilk özel müze sizin adeta mabediniz olur. Üstelik dünyanın en önemli sanat etkinliklerinden 51. Venedik Bienali’nden bir seçki bir süreliğine İstanbul’a taşınmış ve ayağınıza kadar gelmişse, sizin de mutlaka zaman yaratıp müzeyi ziyaret etmeniz gerekir. Evet, bienaller çarpıcıdır; sıra dışı sanat eserlerini, sanatçıların tartışmalı çalışmalarını ortaya çıkarır ve geleceğe farklı bir pencereden bakarlar. Yalnızca bu nedenle bile ilgi çekerler. Heyecan vericidirler. Çünkü insan aklının ve yaratıcılığının belli kalıplara sokulmadığında nerelere varabileceğini hiç bilemezsiniz.
Küreselleşme Sürecinde Çağdaş Kadın
Bütün bu sebepler bu sergiyi gezmek için yeter de artar bile. Fakat bir de kadınsanız, o zaman bu sergiyi kaçırmanız büyük bir kayıp olur. Neden? Birincisi, Venedik Bienali, erkek yöneticilerin egemenliğindeki 110 yıldan sonra, geçen yılki bu 51. sergisinde ilk kez olarak iki kadın küratörün öncülüğünde düzenlenmiş. İkincisi, sergiye katılan sanatçıların yapıtları, yaşam, ölüm, sürgün, tüketim toplumu, cinsel kimlik baskılarına karşı direniş vb. çeşitli temaların yanı sıra, küreselleşme sürecinde dünyada özellikle çağdaş kadının toplumsal, kültürel konumunu ve sorunlarını irdeliyor.

Örneğin sergiye çarpıcı poster çalışmalarıyla katılan Guerrilla Girls (Gerilla Kızlar), kadınların ve beyaz olmayan sanatçıların kariyerlerine engel olan yaklaşımı kınamak, sanat ve popüler kültürdeki cinsiyet ayrımcılığını protesto etmek için New York’ta bir araya gelen bir grup sanatçıdan oluşuyor. Bu sanatçıların kimliklerini bilmiyoruz; çünkü ilginin sorunlara odaklanması için gerçek kimliklerini gizliyorlar. Kendi deyimlerince, “feminizmi yeniden icat etmek” istiyorlar. Posterlerinden birinde, “Metropolitan Müzesi’ne girmek için kadınların çıplak olması mı gerekir?” diye soruyorlar. Bu soruya temel olan gerçek ise şu: Modern sanat bölümlerinde eserleri yer alan sanatçıların yüzde üçünden azı kadın. Fakat eserlerdeki çıplak insanların yüzde 83’ü kadın.

Dünyanın Çeşitli Ülkelerinden 20 Sanatçının 56 Eseri

Bahçede dolaşırken, tel örgülere dolanmış, uçuşan rengarek plastik torbalar görüyorsunuz. Uzaktan bakıldığında sanki bir resmi andıran bu eser, Kamerun doğumlu Pascale Marthine Tayou tarafından yapılmış. Sanatçı, mekana özgü yerleştirmeleriyle küreselleşmeyi, kültürlerarası etkileşimi ve bunun dünya çapındaki etkilerini ele alıyor. Ayrıca Rem Koolhaas’ın izleyiciyi mimari metaforlar üretmeye yönelten “Genişleme” adlı projesi, Semiha Berksoy’un 51. Venedik Bienali’ne katılan eserleri, William Kentridge’in ve Nikos Navridis’in video çalışmaları gerçekten görülmeye değer.
Sergiyi gezerken, kendinize “Bienaller seyahat eder mi?” diye sorabilirsiniz. 2005 Venedik Bienali’nin yöneticisi, aynı zamanda İstanbul Modern’in başküratörü olan Rosa Martinez, sergi girişinde yer alan yazısında bu soruya yanıt veriyor. Fakat ne dersiniz, sorunun yanıtını müzeye gidip kendiniz bulmak ister misiniz? 20 sanatçıdan 56 eserin yer aldığı “Venedik-İstanbul” sergisi, 28 Ocak’a kadar açık; tüm sanatseverleri ama özellikle kadınları bekliyor.