Cumhuriyet / 2 Temmuz 2012

O günden beri “Neydi o festival!” deyip duruyorduk ki, bu yıl Pozitif tarafından aynı mekanda ilk kez yapılacak Mono Festival duyuruldu. Bu kez sadece bir gün sürecek, dört sahneli bir festival planlanmıştı. Programına bakıldığında elbette Radar Live kadar yoğun değildi. Ama belli ki, beş yıl aradan sonra bu tür alternatif müzik ağırlıklı festivallerin devam edebilmesi açısından bir test gibi olacaktı. Gittim, gördüm ve diyorum ki; Mono testi geçti.
Cumartesi sabahı 10’dan pazar sabaha karşı 5’e kadar süren etkinliğe 8500 kişi katılmış. Geçen hafta Küçükçiftlik Park'ta yapılan Jessie J konserini 9000 kişinin izlediğini düşünürsek, alternatif müzik ile pop müzik arasındaki talep farkı da ortaya çıkıyor. İşletme okuyanlar hesaplamayı daha iyi yapacaktır ama benim kanım, Pozitif'in Radar Live'daki talihsizliği bir daha yaşamamak ve Mono türündeki festivalleri gerçekleştirebilmesi için Jessie J gibi konserleri de düzenlemek durumunda olması.
Festivalle ilgili olarak ilk izlenim, beş yıl önceki atmosferin aynen korunduğu, yani eğlence ve müzik karışımının iyi bir kıvamda tutturulduğu yönünde. Plaj festivallerine çoğu insanın denize girip güneşlenmek ve eğlenmek amacıyla geldiği düşünülürse, konserlerin akşam saatlerine kaydırılması iyi olmuş. Üstelik Radar Live'da gündüz sahneye çıkan gruplar sıcaktan perişan olmuş ve çok az sayıda insana çalmıştı. Böylece sıcak tehlikesi atlatılmış ama bazı isimlerin az sayıda insana çalması durumu aşılamamış. Ona da organizasyonun yapabileceği bir şey yok. Onun sorumlusu Türkiye'ye ilk kez gelen bir müzisyen sahnedeyken gidip bilgisayar oyunu oynamayı tercih edenler olsa gerek.
Bir fark olarak bu kez yemeklerde bir sınırlama olduğunu gördüm. Aslında uzun yemek kuyruklarına girmeme gerek kalmadı; hamburger, döner, sosis satışı yapıldığından veganlar yine aç kaldı. (Bu konuyu her festival yazımda yazıyorum. Çünkü bu mağduriyeti yaşamayan bilmez. Ben yaşayanlardan biriyim. Sevgili organizatörler, lütfen bu çözüm bulunmayacak bir konu değil; mesela getirin oraya bir kumpir, herkes içine istediğini koydurabilsin. Yapın bunu artık. Dışardan yiyecek sokulmasına da izin verilmiyor. Sabahtan akşama kadar aç kalan insan festivalde nasıl mutlu olsun? )
Festivalde sahneler arasında fazla uzaklık bulunmadığı için birinden diğerine gitmek daha kolaydı. Konser başlama saatlerinde gecikme olmadı; program tıkır tıkır işledi. Ancak deneysel rock grubu Battles’ın sabah 3’e doğru sahneye çıkması, çok sayıda katılımcının iyi bir performansı kaçırmasına neden oldu. Bu saatin bir zorunluluktan kaynaklandığını öğrendim ama sonuçta Battles’ı canlı dinleyememek üzücüydü. Umarım Pozitif, grubu gelecek dönemde Babylon’a da getirir.
The Horrors çalarken ses sistemi teknik ekipten kaynaklanan bir sorun yansıtsa da, günün diğer konserlerinde bir aksaklık yoktu. Kanadalı alternatif rock grubu Metric, ağırlığı yeni albümünden şarkılara verip seyirci coşkusunu azaltsa da, çok dinamik bir performans gerçekleştirdi; ekip çok iyi çaldı. Vokalist Emily Haines, adeta bir çekirge gibiydi; klavye, zil ve gitar çalarak sahnenin her yanına sıçrayıp uzandı.
Festivalin diğer sahneleri arasında en çok Burn Dubstep / Elektronika Sahnesi’nde zaman geçirdim. Com Truise ve Compa’nın yanı sıra, özellikle Commodo çok iyi bir set sundu. Bu sahnedeki ortam, adına uygun olarak daha coşkuluydu.
Festivalle ilgili bir sıkıntı da dönüş yolunda yaşandı. Taksim'e dönüş için servise binmek isteyenler çok uzun süre sırada beklemek durumunda kaldı. Her festivalde bu tür kuyruklar olur ve trafik yoğunlaşır ama Mono'da daha fazla şikayet olmasının nedeni, programın zaten çok geç bitmesiydi. Eve dönüş sabahı buldu. Belki bundan sonraki etkinliklerde sırayı azaltmak açısından katılımcıları şehir merkezine taşıyacak araçların sayısı artırılabilir.
Bazı aksaklıklar olsa da Mono Festival'ın yaşamasını ve gelişmesini diliyorum. Seneye iki gün olursa şaşırmam ve sevinirim. O zaman adı Mono olmaz demeyin, "Double Mono" olur. Böylece Radar Live’a kaldığımız yerden devam ederiz.
(Fotoğraflar bana aittir.)
-